Mustafa Birlik & Nusret Kocabay
Nur’un iki kahramanı
Bediüzzaman Said Nursî bütün hayatını istikamet üzerine yaşamış, maddî ve manevî her türlü menfaatten feragat etmiştir. Etrafındaki Nurlu talebeleri de bu mukaddes hizmette onun gibi istikamet üzerine olmuşlardır.
Bediüzzaman’ın etrafında hangi Nur kahramanına baksanız adanmışlığın, feragatin, fedakârlığın emarelerini görürsünüz. İşte o Nur kahramanlarından ikisi Mustafa Birlik ve Nusret Kocabay’dır.
Mustafa Birlik
Mustafa Birlik, 1932 yılında Konya’nın Beyşehir ilçesinin Eğiller köyünde dünyaya gelir. Babası İbrahim Efendi, annesi Ayşe Hanım'dır. Dedesi ise yardım severliği, ileri görüşlülüğü, cesareti, cömertliği ve ticarî dürüstlüğüyle çevrede “Ecir Efendi” olarak bilinen Mehmet Bey’dir.
Küçük Mustafa’nın çocukluğu köyünde geçer. 1943 yılına kadar köylerinin imamından Kur'an-ı Kerim okumayı ve temel dinî bilgileri ders alır. Mustafa Birlik’in babası İbrahim Efendi İzmir'de ticaretle meşguldür. Ticarî işleri büyüyünce oğlu Mustafa’yı yanına çırak alır. Böylece Küçük Mustafa on iki yaşında İzmir’e gelir ve ticareti öğrenir. Sonraki yıllarda İzmir-Kestanepazarı Kur’an Kursu'nda Hacı Salih Tanrıbuyruğu ile tanışır. Salih Hoca’dan babasının ticarî işlerinden arta kalan zamanlarında dinî dersler alır.
Mustafa Birlik 1950 yılında halasının kızı Fatma Miraç Hanım’la evlenir. Evliliklerinden Abdullah isminde bir oğulları, Fatma ve Ayşe isimlerinde iki kızları dünyaya gelir. Yine 1950 yılında İzmir’de askerlik vazifesini yapar. 1952 yılında terhis olur. Aynı yıl halasının oğluyla züccaciye üzerine yeni bir ticarethane açar.
Mustafa Birlik 1954 yılında İzmir'de Bediüzzaman'ın talebelerinden Cerrahoğlu Kitabevi sahibi Abdurrahman Cerrahoğlu ile tanışır. Onun samimiyetine ve Risale-i Nurları dağıtmadaki gayretine hayran olur. İzmir ve havalisinde Risale-i Nur hizmetleri adına gayretli bu insan vesilesiyle hizmet-i Kur’aniye ve imaniyeye madden ve manen hizmetkâr olmaya karar verir. 1954 yılının son günlerinde henüz 24 yaşında bir gençken Bediüzzaman Said Nursi’yi Isparta'da ilk kez ziyaret eder.
Mustafa Birlik, Üstad’a yaptığı bu ilk ziyaretin ardından “hizmete adanma” kararını iyiden iyiye pekiştirir ve İzmir'de hizmetin önde gelenlerinden biri olur. Mustafa Birlik’in Bediüzzaman’ı ikinci ziyareti 1956 yılında yine Isparta’da gerçekleşir. Bu ziyarette Üstad defeatle “Risale-i Nur ile meşgul olun. Risale-i Nur ile meşgul olun” diyerek hizmet etmenin ve gayretli olmanın önemini vurgular.
Sonraki yıllarda Bediüzzaman’ı pek çok kez ziyaret eden Mustafa Birlik, Üstad’la ilgili şu hatırasını da anlatmıştır: “Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri çok muktesit idi. İktisat onun mühim bir düsturuydu. Az yerdi, az uyurdu. Hayatında israfın zerresi yoktu. Devamlı okur ve tashihatla meşgul olurdu. Bizlere de şöyle buyururlardı: ’Boğazınıza sahip olun. Çünkü ona sahip olamayan hiç bir yerine sahip olamaz, bütün fenalıklar boğazdan gelir.’”
Bediüzzaman’a yaptığı pek çok ziyaretin tamamında Üstad’ın elini öpen Mustafa Birlik, Üstad’ı son kez 1 Mart 1960 günü ziyaret eder. O gün merhum Bekir Berk ve Mehmet Emin Birinci Ağabeylerle Üstad'ın yanına giderler. Üstad’ın Nur dersini dinlerler. Dersin bitiminde Üstad kendilerine teberrüken birer lira madeni para verir. İşte bu onun Üstad’a veda ziyareti olur.
Mustafa Birlik, 56 yıldır samimiyet ve ihlasla sürdürdüğü Nur hizmetleri esnasında defaatla baskına uğramış, yargılanmış ve beraat etmiştir. Bütün bu baskınlar onu daha da şevklendirmiştir. O halen büyük bir davaya hadim olma aşkıyla dinî hizmetlerine devam etmektedir.
Nusret Kocabay
Bediüzzaman Said Nursi’nin âlim talebelerinden biri olan Nusret Kocabay, 1927 yılında Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Koçibey ailesinden İbrahim Efendi’dir.
Nusret Hoca’nın çocukluğu dinî ilimleri öğrenme adına cehd ve gayretle geçer. Özellikle Molla Ahmet Celali’den yıllarca ders okur. Bu zat Bediüzzaman’ın gençlik yıllarında kendisinden ders aldığı Şeyh Muhammed Celali Hazretleri’nin torunudur. Böylece genç yaşında ehl-i ilim bir zat olan Nusret Kocabay, Molla Nusret adıyla anılmaya başlanır.
Molla Nusret bir gün eski Ağrı milletvekillerinden Ahmet Alparslan’ı ziyaret eder. Ahmet Alparslan kendisine Üstad Bediüzzaman’ın eserlerinden “Nur’un İlk Kapısı” risalesini hediye eder. Fakat kendisi hep Arapça kitaplar okuyan Molla Nusret bu Türkçe kitabı okumaz. Fakat müellifini adeta beynine kazır: Bediüzzaman Said Nursî.
Nusret Hoca 1952 yılında askerlik vazifesi için Ankara’ya gider. Askeriyenin kantininde vazifeli bir asker arkadaşında yine aynı kitabı görür: “Nur’un İlk Kapısı.” Bu latif tevafuk ile kitap ikinci kez karşısına çıkmıştır. Bu durum onu ciddi manada Risalelere cezp eder. “Nur’un İlk Kapısı” risalesini okur ve kalben Üstad’a müteveccih olur. Böylece çağın Kur’an tefsiri olan Risale-i Nurlarla hakiki manada tanışmış olur.
Asker arkadaşı Abdullah Kılıçkaya, Nusret Hoca’ya, Risale-i Nur’u, Bediüzzaman Said Nursî’yi ve onun mukaddes iman kurtarma davasını anlatır. Akabinde de Nur derslerinin okunduğu Ankara’daki dershaneye götürür. Nusret Hoca bu dershanede Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Türkmenoğlu ve Atıf Ural’la da tanışır. Onların hizmetteki şevk ve gayretlerine hayran olur. Onlar gibi olmaya karar verir. Esasen intisap ettiği tarikatta şeyhlik makamına kadar yükselmiştir fakat o Nur hizmetlerinde Kur’an’a talebe olmayı şeyhliğe tercih eder ve böylece Nur talebesi olur.
Nusret Kocabay, Bediüzzaman’ı ilk kez 1952 yılında Emirdağ’da ziyaret eder. Bu ilk ziyaretin ardından ikinci ziyaret de yine askerliğinden izinli olduğu bir dönemde Emirdağ’da 1952 yılında gerçekleşir. Nusret Kocabay’ın Bediüzzaman’ı üçüncü ve son ziyareti ise askerden terhis olduktan sonra yine Emirdağ’da gerçekleşir. İşte bu son ziyaret diğer ikisinden hem kemiyet hem de keyfiyet açısından çok farklı geçer. Üstad’ın elini öper. Üstad Hazretleri elini hiç çekmez. Öptürür. Nusret Hoca’ya şöyle der: “Kardaşım, seni talebeliğe kabul ediyorum.” Bu söz Nusret Hoca’yı mest eder. Mukaddes davaya ebeden bağlanır.
Nusret Kocabay, Üstad’ın vefat haberini geç alır. Dolayısıyla Urfa’daki cenaze namazına katılamaz. Kendileri o günlerde Ağrı’ya kırmızı bir kar yağdığını defaatle ifade etmiştir. Nusret Kocabay, hizmetlerinden dolayı iki kez mahkemeye verilir. Kendisine isnat olunan suç şudur: “Bir evde toplanıp sohbet etmek.” Bu iki mahkemenin ilkinde beraat eder. Diğerinde ise takipsizlik kararı verilir. O günlerin zor şartlarında, kendi muhitinde bin bir zorluk ve sıkıntı içinde hizmetlerini sürdürür.
Nusret Kocabay samimiyet ve ihlasla 58 yıldır aralıksız sürdürdüğü Nur hizmetlerine, halen ikamet ettiği Ağrı’da devam etmektedir. |