::MORAL DÜNYASI::
 

Ana Sayfa    Yazarlar    Arşiv    Hakkımızda    Abone Servisi    İletişim

MORAL FM CANLI YAYIN
 
 
 
Yavuz Bahadıroğlu | Sayı: 65 |  01.08.2009
Kayıp Vatan: Doğu Türkistan



   Kayıp vatan: Doğu Türkistan

Bazı gazete ve televizyonların “Sincan” dediği yer aslında “Doğu Türkistan”dır. Burada yaşayanlar özbeöz Müslüman ve Türk’türler. Doğu Türkistan bize hiç uzak değil, çok yakın… Hemen yüreğimizin içinde… Bizim kadar “bizden”. Bizim vatanımız! Bayrağı bayrağımızdan sadece renk farkıyla ayrılıyor. Bizimkinin zemini kırmızı, Doğu Türkistan’ınki mavi… Tüm fark bu kadar…

 

Gazetelerde “Sincan’da katliam” diye bir haber başlığı gördüğünüzde, muhtemelen, dünyanın size çok uzak yerlerinden birinde, sizinle ve dünyanızla çok da ilgisi bulunmayan olayların cereyan ettiği hissine kapılırsınız…

Peki, “Sincan” diye yazılan bölgenin aslında “Doğu Türkistan” olduğunu öğrenseniz, aynı duyarsızlıkta kalabilir misiniz?

Doğu Türkistan’da Uygurlar’ın yaşadığını, Uygurlar’ın özbeöz Müslüman, özbeöz Türk olduğunu öğrenseniz, aynı duyarsızlıkta kalabilir misiniz?

Bir zamanlar “bağımsız devlet” olduklarını, bağımsız “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti”nin Çin tarafından işgal edildiğini, hükümet üyelerinin ülkeden kaçmak zorunda kaldığını, bu arada Doğu Türkistan Hükümeti Genel Sekreteri’nin uzun bir yürüyüşle önce Hindistan’a, sonra Türkiye’ye ulaştığını öğrenseniz, aynı duyarsızlıkta kalabilir misiniz?

 

İsa Yusuf Alptekin

O Genel Sekreter’in adı İsa Yusuf Alptekin’di… Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmünü ağlayarak anlatır, oradaki kardeşlerimizin kurtulması için devletleri harekete geçirmeye çalışırdı.

Bu yolda bir ömür tüketti… Bir insanın büyük bir milleti sırtlayıp götürmesine onun şahsında şahit oldum… Fedakârlığın ne anlama geldiğini ondan öğrendim…

Vatan sevgisinin insanı nasıl güçlendirdiğini en çok onda izledim…

Doğu Türkistan bize hiç uzak değil: Çok yakın…

Hemen yüreğimizin içinde…

Bizim kadar “bizden”.

Bizim vatanımız!

Bayrağı bayrağımızdan sadece renk farkıyla ayrılıyor.

Bizimkinin zemini kırmızı, Doğu Türkistan’ınki mavi…

Tüm fark bu kadar…

 

Doğu Türkistan’ın kısa tarihi

Doğu Türkistan, tarihin çeşitli devrelerinden geçtikten sonra, 1863'te bağımsızlığına kavuştu. Yakup Han başkanlığında "Doğu Türkistan İslam Devleti" kuruldu ve bu devlet; Osmanlılar, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanındı.

Ama 1876 yılında Çin-Mançu devletinin işgaline uğradı. 1884'te Çin tarafından ilhak edildi.

Buna rağmen 1933 yılında Kaşgar'da yeniden kuruldu “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti”… Kuruldu, ancak İslam dünyasının içinde bulunduğu zor şartlar yüzünden fazla ayakta kalamadı. 1937'de pes etti.

Tekrar Çin hâkimiyeti yılları başladı. Mao’nun kızıl kuvvetleri, 1949'da Doğu Türkistan'a girerek resmen işgal ettiler

 

Sincan: Kazanılmış topraklar

Çin bölgeye “Sincan” adını verdi, İslam-Türk dünyasından kopardı. Zaten “Sincan” ismi Çin’in bir oyunudur... İslam dünyasından, Türk dünyasından Doğu Türkistan’ı koparmak için böyle bir oyuna başvurulmuş, devletlere de baskıyla kabul ettirilmiştir…

Bu arada maalesef Türkiye Cumhuriyeti devleti de “Sincan” ismini kabul etmiştir. Oysa İsa Yusuf Bey Türkiye’nin bu ismi reddetmesi için ne kadar uğraşmıştı. Yazık ki, devletlerarası ilişkiler maddî telakkilere göre şekilleniyor.

Devletin yüreği olmadığı için, acımıyor!

Duyguları olmadığı için, ağlamıyor!

Ciğeri olmadığı için, yanmıyor!

Devletler çıkar hesabı yapıyor yalnızca…

İki milyara yaklaşan nüfusuyla, ticaret hacmi açısından çok iştah açıcı gözüktüğü için, hiçbir devlet Çin’le arayı bozmak istemiyor.

Mazlum milletler bu pazarlıklar arasında, maalesef, kaynayıp gidiyor!

 

İşçi çatışması mı ayaklanma mı?

Çinli yöneticiler şimdi de “işçi çatışması” süsü vererek bizim insanlarımızı öldürüyor Doğu Türkistan’da… O toprakların gerçek sahiplerini yok etmeye çalışıyorlar…

Tam bir soykırım uygulanıyor yıllardan beri, ama dünyanın kılı kıpırdamıyor.

Bu ne ilk katliamdır, ne de -bu gidişle- son katliam olacaktır! Çin bunu hep yapıyor, hep yapacaktır.

Çünkü orada yaşayan Türkler’i kendine bağlamayı başaramadı. Dinlerini değiştirmeye çalıştı olmadı, dillerini değiştirmeye çalıştı olmadı, alfabelerini değiştirdi, kıyafetlerini değiştirdi, yine olmadı…

Uygurlar bir zamanlar Çin’in efendisiyken, Çin’e bağımlı yaşamayı içlerine sindiremediler. Zaman zaman baş kaldırdılar. Ama acımasızca bastırıldılar.

 

Ya kurşun ya açlık

Bunun üzerine Çin, anavatanında yaşayan otuz milyon civarında Uygur’u zaman zaman silah kullanarak yola getirmeyi denedi, zaman zaman da aç bıraktı.

Komünist yönetim, Uygurlar’ı aç bırakmak için, bölgede yetişmeyen ürünleri cebren ve hile ile ektirdi (ekmeyeni vatana ihanetten asıyordu); bölgeyi açlığa mahkûm etti.

1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin kişi…

1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin kişi…

1958-1960 yılları arasında 6 milyon 700 bin kişi…

1961-1965 yılları arasında ise 13 milyon 300 bin kişi ya Çinliler tarafından katledildi ya da yanlış ekim yüzünden rejimin bile bile davet ettiği kıtlık sonucunda öldüler.  

Bunlardan bazıları “bizim gazeteler”e de yansıdı, ancak veriliş tarzı o kadar “yabancı”ydı ki, bizden birilerinin yandığını algılayamadık.

Yeteri kadar ilgilenemedik. Hele de önder İsa Yusuf Bey’in vefatından sonra yürek bağımız tümden koptu, savrulduk!

Gazeteler “Sincan”dan bahsettikçe… “Yüz kişi öldü… Üç yüz kişi öldü… Beş yüz kişi öldü” dedikçe, kılımız kıpırdamıyor…

Kimimiz sadece “yazık” deyip geçiyoruz, kimimiz ise onu bile demiyoruz. “Aman görmeyelim, duymayalım” havasındayız. Çünkü hafızamızın hiçbir bölgesinde “Sincan” diye bir bölge yok.

Deseler ki, “Doğu Türkistan…”

Deseler ki, “Uygur Türkleri…”

Çoğumuz koltuklarımızdan hoplarız!

“Bunlar bizimkilermiş” demeye başlarız.

Kanımız donar damarlarımızda…

İsa Yusuf Alptekin

1901 yılında Doğu Türkistan'ın Kaşgar İline bağlı Yenihisar ilçesinde dünyaya geldi. Çeşitli memuriyetlerde bulunduktan sonra, 1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine seçildi.

1947'de Doğu Türkistan Hükümeti'nin başkanlığı Türkler'e verildiğinde, hükümetin genel sekreterliğine getirildi. 1949'da Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali ile birlikte o günkü Hindistan'ın Keşmir eyaletine iltica etti. 1954 yılında Türkiye'ye göçtü.

Türkiye'ye gelir gelmez İstanbul'da “Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti”ni kurarak, Doğu Türkistan davasını dünya kamuoyuna anlatmaya başladı. Davasını dünya kamuoyuna duyurdu.

17 Aralık 1995 gecesi İstanbul’da vefat etti.

 

Doğu Türkistan’ın coğrafi yapısı

Doğu Türkistan’ın yüz ölçümü, Çin kaynaklarına göre, 1 milyon 660 bin kilometrekaredir.

Doğusunda Çin’in Gansu, Qinghai eyaletleri, kuzeyinde Moğolistan ve Rusya, batısında Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan, Tacikistan (Hepsi Sovyetler Birliği’nin böldüğü Batı Türkistan’ın parçaları), Pakistan, güney ve güney doğusunda Hindistan ve Tibet ile çevrili.

Doğu Türkistan’ın genel nüfusu, Çin kaynaklarına göre 20 milyon civarında. Ancak gerçek nüfus bunun çok üzerinde olabilir. Çin bu konuda hiç bir zaman doğru bilgi vermiyor.

 

Aşina isimler

Orta Asyalı Türkçe konuşan Uygur halkının tamamı 14. yüzyıldan bu yana Müslümandır. İlk Müslüman-Türk Sultanı ve Karahanlılar Devleti'nin kurucusu Abdülkerim Saltuk Buğra Han bu toprakların çocuğudur…

Dilşad Sultan, Osman Batur, Divan-ı Lügat-it Türk'ün müellifi Kaşgarlı Mahmud, Kutadgu Bilig'in müellifi Yusuf Has Hacib, Atabet'ül Hakayık'ın müellifi Ahmed Yüknek bu topraklarda yetişen ortak değerlerimizdir.

 

Yer altı kaynakları

Doğu Türkistan yer altı kaynakları açısından çok zengin bir bölge: Topraklarında uranyum, platin, altın, gü­müş, kömür, petrol ve doğalgaz yatakları var.

Yapılan araştırmalarda petrol rezervleri 20 milyar ton, doğalgaz rezerv­leri ise 30 milyar metreküp olarak hesaplandı. Halen Doğu Türkistan'da on milyon ton civarında petrol üretiliyor. Bu da Çin’in iştahını kabartıyor.

Ne var ki, Doğu Türkistan halkı bu zenginliklerinden yararlanamıyor. Bölgede kişi başına düşen yıllık milli gelir, 100 dolar civarında… Uygurların hemen hemen hiç bir vatandaşlık hakları yok. Zaten köylere sürülmüş durumdalar. Şehirlere ise sürekli olarak Çinli göçmenler yerleştiriliyor. Bu sebeple bazı şehirlerde Çinli nüfus % 80'lere ulaştı.

1953 yılında bölgede % 75 Müslüman, % 6 Çinli yaşardı. Bu oran 1982 yılında değişti; % 53 Müslüman, % 40 Çinli. 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ise nüfusun % 40’ının Müslüman, % 53’ünün Çinli olduğu görüldü ki, bu oran Müslümanlara uygulanan etnik temizliğin boyutlarını gösteriyor.

Bu makale 638 defa okundu.

 
 
 

 BÖLÜM ARŞİVİ

 » Kayıp Vatan: Doğu Türkistan 
 » Selçuklu'yu Anlatan 5 Mekan 
 » Çocuk, Bayram Ve Egemenlik 
 » Çanakkale'nin Keskin Nişancı Kadınları 
 » Gazze Perspektifinden FİLİSTİN 
 » Osmanlı Cumhuriyet Türkiyesi'ne Borç mu Yoksa Servet mi Bıraktı? 
 » Tekke Ve Zaviyeler 
 » Hak ve hürriyetler 
 » “Biz Osmanlı terbiyesi aldık, düşene vurmayız!” 
 » “Peygamberim Muhammed’in (s.a.v.) müjdesini..." 
 » Çanakkale’nin torunlarının da Çanakkale ruhuna ihtiyacı var 
 » “Kızıl Sultan”la “Ulu Hakan” Arasında Kalmak 
 » Bir sevgi, şefkat ve hamiyet... 
 » Sarıkamış olayına ticari ve ideolojik olarak yaklaşılıyor 
 » Osmanlı tarihinde adaletin yeri 
 » Bir asır öncesinin bayramları 
 » Osmanlı da halk padişahla nasıl iletişim kurardı 
 » "Asla Devletimize Ve Milletimize Küsmedik" 
 » İrtica Yaygaralarının Temeli 
 » Çanakkale ruhuna bugün daha çok ihtiyacımız var 
 » Sehpada bir âlim: İskilipli Atıf Hoca 
ARŞİV:

ABONE SERVİSİ

Telefon
0212 652 76 66
Faks
0212 652 76 69
E-mail
abone@moraldergisi.com

SON DAKİKA

 

 

Moral Dünyası Dergisi
Sanayi Caddesi Bilge Sokak No:2 Yenibosna - Bahçelievler/İstanbul
e-mail: moral@moraldergisi.com - Tel: 02126527666 - Fax: 02126527669
design by Nesil İnternet