"Aile Toplantıları Bize Aile Olmanın Hazzını Yaşattı"
Berk ailesi, bütün aile fertleriyle her hafta bir araya gelerek aile toplantıları yapıyor. O gün, o saat hayat onlar için duruyor adeta. O saatte ne telefonları çalıyor ne de kapıları. Baba Medeni Berk, aile toplantıları sayesinde aile olmanın hazzını yaşadıklarını söylüyor ve tüm ailelere aile toplantısı yapmalarını tavsiye ediyor.
Bir masanın etrafında toplanmış beş kişi… Hepsi gayet ciddi bir şekilde konuşuyor, dinliyor, fikirlerini söylüyor. Masada oturanlardan birisi de konuşularak karara bağlanan konuları not alıyor. Yaklaşık bir saat süren toplantı sonunda bir sonraki hafta aynı gün ve aynı saatte tekrar toplantı yapılacağı belirtilerek toplantıya son veriliyor.
Bu manzara ne Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir kurul toplantısı ne de bir şirketin yönetim kurulu toplantısı. Ancak en az onlar kadar önemli bir toplantı. Bu bir aile toplantısı… Berk ailesinin her hafta mutad olarak gerçekleştirdiği ve herkesin özgürce istek, dilek, temenni ve sorunlarını dile getirdiği; ortak kararların alındığı ve uygulamaya konulduğu bir toplantı…
Toplantının en küçük katılımcısı Burak 7 yaşında ve ilkokul birinci sınıf öğrencisi, en büyük katılımcısı ise baba Medeni Bey. Medeni Bey, 41 yaşında üniversite mezunu bir plastik ambalaj üreticisi. Toplantının diğer fertleri anne Dilek Hanım 34 yaşında bir ev hanımı, Muhammed Ali 16 yaşında lise ikinci sınıf öğrencisi ve son katılımcı Sena Nur 14 yaşında orta son sınıf öğrencisi.
Berk ailesinin aile toplantıları yapması fikri Dilek Hanım’ın bir arkadaşına sohbet sırasında çocuklarla gerekli iletişimi kuramadığından, çocukların kendi başına buyruk davrandığından bahsetmesi üzerine çıkmış. Kendisi de aile toplantıları yapan ve bunun faydalarını gören Dilek Hanım’ın arkadaşı, ona aile toplantısı yapmalarını tavsiye etmiş. Bunun üzerine Berk ailesi de aile toplantısı yapmaya başlamış.
Aile olduğumuzu fark ettik
Toplantı fikri Medeni Beye ilk başta ters gelmiş. “Çünkü” diyor Medeni Bey, “Bizde bir aile geleneği vardır. Babanın otoritesinin geçerli olduğu, son sözü hep babanın söylediği bir aile yapısı var Türkiye’de. Ama aile toplantıları demokratik bir katılımı gerektiriyor, herkes söz sahibi ve sizin istediğinizin tersi bir karar da alınabilir.” Hemen arkasından şunları ekliyor Medeni Bey: “Ama gördüm ki aile toplantılarının babanın otoritesini sarsıcı bir yanı yokmuş. Tam tersini babaya olan saygı ve sevgiyi artırıyor. Aile toplantıları ile birlikte aile olmanın hazzını yaşadık. Haftada bir kere de olsa tüm aile bireyleriyle bir araya gelmenin, çay içip sohbet etmenin, sorunlara çözümler aramanın, çocukların görüşlerini, isteklerini, arzularını dile getirdiklerini görmenin, kısacası bir aile olduğumuzun hazzını yaşamanın tarifi mümkün değil. Toplantılar sayesinde bir aile olduğumuzu fark ettik.”
Aile toplantılarının, aileye katkılarını sorduğumuz Medeni Bey, şu cevabı veriyor: “Çocukların itiraz etme, görüşlerini ifade etme kabiliyetleri gelişti. Medeni cesaretleri arttı. Normal bir zamanda görüşlerini dile getiremeyen çocuklar toplantı sayesinde rahatlıkla görüşlerini dile getirmeye başladılar. Yeri gelince bizi toplantıda alınan kararlara uymamız konusunda ikaz etmeye başladılar. Daha önceden karşılıklı olarak babasına veya annesine görüşlerini aktaramayan çocuklar toplantının demokratik, katılımcı ve özgürlükçü yapısı sonrasında görüşlerini rahatlıkla dile getirebilir hale geldi.”
Medeni Bey, son olarak ise şu konuya vurgu yapıyor: “Hepimiz ailemiz için, çocuklarımız için çalışıyoruz, onlar için kazanıyoruz. Onları rahat ettirmek için daha fazla kazanmanın peşinde koşuyoruz. Ama onların gönüllerini zenginleştiremezsek, onların gönlüne giremezsek, kalplerini fethedemezsek çok para kazanmamızın bir önemi yok. Aile toplantısı sayesinde çocukların gönülleri ve akıllarıyla iletişim içerisine girebildik.”
Çocuklarımı tanımıyormuşum
Anne Dilek Hanım, aile toplantısının yapılıyor olmasından dolayı en çok sevinen ve mutlu olan kişi. Adeta dünyalar kendisine bahşedilmiş kadar seviniyor ve aile toplantısına sahip çıkan, onu devam ettiren eşine müteşekkir olduğunu dile getiriyor.
Dilek Hanım, toplantılar sayesinde farkına varmadan yaptığı yanlışları görmüş. “Annemin bana uyguladığı ve benim de çok rahatsız olduğum yanlış tavırların aynısını farkında olmadan çocuklarıma uyguladığımın farkına vardım aile toplantısı sayesinde. Bunu da çocuklarım bana aile toplantısında dile getirince fark ettim. Çocuklarım daha önce söyleyemedikleri şeyleri, aile toplantısının özgürlükçü, katılımcı, demokratik, saygı ve sevgiye dayalı atmosferinde çok rahatlıkla dile getirdiler. Ben de çocuklarımı dinleyince ne kadar yanlış tavırlar sergilediğimi fark ettim” diyor Dilek Hanım.
Dilek Hanım, günlük koşturmacalar içerisinde göremedikleri hatalarını aile toplantıları sayesinde çok daha iyi görebilir hale geldiklerini belirterek şunları söylüyor: “Günün yorgunluğu, koşuşturması, stresi içerisinde yaptığımız hataları göremiyoruz ama bir masa etrafında, sakin bir ortamda, herkesin bir arada olduğu zamanda daha sakin kafayla, medenice, yaptığımız hatalar dile getirince yanlışlarımızı görebiliyoruz. Aile toplantıları kendimize çeki düzen verdiğimiz, kendimizi daha salim bir kafayla değerlendirdiğimiz bir platform. Ailemizdeki sorunların çözüm yeri olarak bu toplantıları gördüğümüz için her türlü sorunumuzu bu toplantıya getirerek çözüm yolları arıyoruz. Artık ne biz ne de çocuklarımız çözümü başka yerde aramıyor, çözümü aile içerisinde arıyoruz ve buluyoruz.”
Dilek Hanım’ın söylediği şu söz aslında aile toplantısının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor: “Aile toplantıları sayesinde bildiğimi, tanıdığımı sandığım çocukları aslında bilmediğimi, tanımadığımı fark ettim.”
Mesafeler yok oldu
Aile toplantısının en büyük etkisi ise çocuklar üzerinde olmuş. “Aile toplantısı olmadan önce annem, babam ve kardeşlerimle aramızda sanki mesafeler vardı, onları kendime yakın hissetmiyordum, küskündüm kendilerine. Aile toplantısında söz hakkı ve oy hakkı verilmesi bana güven verdi.” diyor lise ikinci sınıfa giden 16 yaşındaki Muhammed Ali.
Toplantılar sonucu Muhammed Ali’nin çocuksu hareketleri giderek yerini daha olgun davranışlara bırakmış. Okulda görüşlerini dile getirme cesareti ve öğretmenle diyaloga girebilme becerisi kazanmış. “Aile toplantısı olmadan önce derslerden zayıf not aldığımda endişeleniyordum, bu durumu aileme nasıl anlatacağı bilemiyor, çeşitli bahaneler bulmaya çalışıyordum. Aile toplantılarıyla birlikte biliyorum ki ailem bana destek verecek, bir sonraki sınavda başarılı olmam için beni motive edecek. Bunun bilinciyle geliyorum artık eve. Üzerimdeki baskı kalktığı için derslerime daha rahat çalışabiliyorum” diyor Muhammed Ali.
Orta son sınıfa giden 14 yaşındaki Sena Nur için ise aile toplantısının en büyük katkısı dinlemeyi öğrenmesi olmuş. “Eskiden ağabeyimle ikimiz birden konuşurken şimdi dinlemeyi öğrendik. Daha önce sabırsızca ağabeyimin sözlerini keserken toplantılar sayesinde sabredip dinlemeyi öğrendim. Aile toplantısı sonucu küçük kardeşimin davranışlarında da değişiklik oldu. Daha önce kapıyı çalmadan girip beni rahatsız eden kardeşim artık kapıyı çalmadan ve izin almadan içeri girmiyor” diyor Sena Nur.
Burada bir noktanın altını çizmek istediğini söyleyen baba Medeni Bey, “Çocuklar aile toplantılarında baba ve annenin kendisine yöneltilen eleştiriler karşısında olgun tavrını görünce kendileri de eleştiriyi kabullenmeyi ve olgun davranmayı öğrendiler. Dolayısıyla aile toplantıları toplantıya katılanlar için birer örnek model oluşturdu” diyor.
Saygıyı pekiştiriyor
Peki, aile toplantısı yapmak, çocukların fikirlerini, düşüncelerini söylemesi gerekirse anne babasını eleştirmesi aile büyüklerinin otoritesini sarsıyor, büyüklere duyulan saygıyı azaltıyor olabilir mi? Anne Dilek Hanım, bu sorumuza kesin ve net bir şekilde “Hayır” cevabını verdikten sonra ekliyor: “Aile toplantısı babaya veya anneye saygıyı ortadan kaldırmıyor. Tam tersine anne ve babaya saygı duyulmasını sağlıyor. Aile toplantısı sayesinde anne ve babayla çocuklar arasında bağlar örülüyor. Bunu çok rahatlıkla görebiliyor, hissedebiliyorsunuz.”
Medeni Bey, aile toplantısı ve sonuçlarından o kadar memnun ki diğer ailelere de aile toplantısı yapmalarını tavsiye ediyor. Medeni Bey, küçük oğlu Burak’ı ablası ve ağabeyinden daha şanslı görüyor: “Çünkü Burak, ablasının 14 yaşında, abisinin 16 yaşında tanıştığı aile toplantısı ile henüz 7 yaşındayken tanıştı. Aile toplantısının Burak’ın gelecek hayatını olumlu olarak şekillendirmesinde çok büyük katkıları olacağını düşünüyorum.”
Berk ailesi bu toplantıları o kadar benimsemiş ki gitmeyi düşündükleri kutsal topraklara umre ziyaretinde de aile toplantısını devam ettirmeyi düşünüyorlar.
Ailenin TBMM’si
Son sözü baba Medeni Bey’e bırakıyoruz: “Çocuklar artık isteklerini, eleştirilerini ulu orta yerde, yerli yersiz dile getirmiyorlar. İsteklerini, arzularını eleştirilerini dile getirmek için aile toplantısını bekliyorlar. Aile toplantısı bizim için artık bir Türkiye Büyük Millet Meclisi hükmünde. İstekler, arzular, eleştiriler orada dile getirilir, kararlar orada alınır ve alınan kararlar uygulanır. Toplantı olmadığında fertler bireysel olarak hareket ediyor, herkes kendini düşünüyor. Ama toplantı olduğunda başkalarını varlığının farkına varıyorsunuz. Onlarla iletişime geçiyorsunuz, yalnız olmadığınızı hissediyor, dolayısıyla tek başınıza, başınıza buyruk, istediğiniz gibi hareket edemeyeceğinizi fark ediyorsunuz.”
Onlar iyilik melekleri
Berk ailesinin yaptığı aile toplantıları kısa sürede meyvelerini vermiş. Bunun en güzel örneği Muhammed Ali’nin aile toplantılarından önce zayıf olan bir dersinden aile toplantılarının ardından sınıf birincisi olması.
Muhammed Ali, aile toplantılarından önce çok kavga edip tartıştığı kardeşleri ile artık kavga etmiyor. Şu cümle ise aile toplantılarının ehemmiyetini en iyi ifade edecek söz olsa gerek: “Eskiden anne babamı beni sıkan insanlar olarak görürken şimdi onları ‘iyilik melekleri’ olarak görüyorum.”
|